- Eve geldiği andan itibaren sürekli çocuğuyla birlikte olur, onun her istediğini yerine getirir, onu hediyelere boğar. Böylece çocuğun bağımlı ve pasif bir kişilik geliştirmesinin temelleri atılmış olabilir .
- Evde olmadığı zamanlarda çocuğunun başıboş kaldığını, disiplinsiz yetiştiğini düşünerek çocuğuna karşı baskıcı olur, katı bir disiplin uygular, böylece onu bütün tehlikelerden koruduğunu düşünür. Aşırı baskıcı tutum altında yetişen, sürekli korunan ve kollanan, her hatasında cezalandırılan çocuk ise otoriteye boyun eğerek pasif biri olabilir ya da isyankar olur.
- Bazı anneler ise çalışmak istediği halde evde sadece çocuğu için kalmıştır, bu nedenle de gizli gizli çocuğuna kızar, bu kızgınlıkları kendilerini suçlamaya dönüşür ve çocuğuyla arasında yaşanan sorunların kendi suçu nedeniyle geliştiğini düşünür. Çalışan kadının anneliğin yanında eşlik ve ev hanımlığı rolleriyle ilgili de sıkıntıları olmaktadır. Eşi kendisinden ev hanımlığını eskisi gibi sürdürmesini bekleyebilir. Zaman zaman eşin böyle bir beklentisi olmasa da kadın her şeyi mükemmel ve yardım almaksızın yapmaya çalışabilir. Ev işlerini eksiksiz olarak yapması gerektiğine inanır, bu işleri sadece kendisinin bu kadar iyi yapabileceğini düşünerek yardım almak istemez, yardım edildiğinde de yapılanı beğenmeyebilir, kendisi kadar güzel yapılmadığı için kızabilir. “ Benim gibi düzgün yapmıyor” “Her şeyi çok dağıtıyor” “ Ne kadar da yavaş” “Kendim yapsam çok daha iyi olacak” diyerek bütün yardım önerilerini red edebilir.
GENEL KONULAR03 Ağustos 2005
Çalışan Kadın - I
GENEL KONULAR
Psikoloji & Danışmanlık
20.yüzyılın başlarından itibaren kadınlar çalışma hayatının içinde yer almaya başladılar. Hemen hemen her pozisyonda çalışan kadınlar iş yaşamına ait zorlukların yanında pek çok başka sorunlarla da karşılaştılar. İş yaşamında ilerlemek, kariyerinde yükselmek, sosyal haklardan yararlanmak, eğitim olanaklarından yararlanmak gibi konularda erkeklere oranla daha fazla sıkıntı çeken kadınları evde de erkeklerin karşılaşmadığı tarzda sorunlar beklemektedir. Kadın işe gitmeye başlayınca bir yanda ev işleri bir yanda çocuğa ait sorumluluklarda aksamalar olmaya başladı. Bu sorunlar işlerin kadın ve erkek arasında paylaşılmasından çok kadının üzerine yıkıldı ve sadece kadının görevleri olarak değerlendirildi çoğunlukla. İş yerinde kendini kabul ettirmeye, eşitsizlikleri gidermeye uğraşan kadından bir yandan da ev işlerini ve çocuğuna ait iş ve sorumlulukları eksiksiz olarak yerine getirmesi beklenir oldu.
Aile bütçesine katkıda bulunmak, yaşam standartlarını yükseltmek, mesleğine duyduğu sevgi, toplumda saygınlık kazanma isteği veya üretken olarak- aldığı eğitimi değerlendirerek ruh sağlığını iyileştirmek gibi nedenlerle çalışmaya başlayan kadın iş yaşamında umduğunu tam anlamıyla bulamadı, bulduysa bile evdeki- veya aile yaşamına ilişkin sorunlarla uğraşmaktan yorulur ve hatta tükenir oldu.
Peki nedir bu sorunlar?
Çalışan kadın iki işverenli, iki mesaili, dört vardiyalı ( ev, iş, çocuk, eş) ağır bir işçidir. İşinden yorgun- argın gelen kadını evde pek çok sorumluluklar beklemektedir. Etraf toplanacak, ütü yapılacak, yemek yapılacak, liste böyle uzayıp gidebilir. Bir de çocuk varsa, işler iyice zorlaşır. İyi anne, iyi eş, iyi ev kadını üçgeni içinde sorunlarıyla baş başa kalmıştır ve çözüm konusunda yardım alabileceği , kimse genellikle olmamaktadır. Eve gidince çocuk ile mutfak ve diğer ev işleri arasında sıkışan kadının kendine ayıracak vakti kalmaz. Bir yandan bunca yorulurken bir yandan da “çocuğumu ihmal ediyorum”, “ onunla yeterince ilgilenemiyorum” gibi düşüncelere kapılabilir. Evde olmadığı saatlerde çocuğunun nasıl bakıldığına, bakan kişinin veya kreşin çocuğuna kendi gibi özenmeyeceğine, yeterli eğitimi veremeyeceğine dair kaygılar da ayrıca sıkıntı yaratır kadında.
Çocuğuna yeterli zaman ayıramamak, onunla sağlıklı- doyurucu ilişki kuramamak gibi sorunlar çalışan annenin kendini suçlu, kızgın ve kaygılı hissetmesine neden olabilir. Böyle hisseden anne birkaç farklı davranış geliştirebilir.


