Farkındalığın Eşlik Etmediği Etmediği Temas, Büyüme ve Değişmeyi Getirir mi?

Temas, özümsenebilir yeniliklerin kabul edilmesine ve özümsenemeyen yeniliklerin reddedilmesine yol açarak, yeni davranışların ortaya çıkmasını sağlar. Yani, çevreyle temas kuran kişi kaçınılmaz olarak değişir, çünkü temas kişinin aynı kalmasını olanaksız kılar (Perls ve ark., 1951: Daş, 2010). Polster ve Polster’a (1973: Daş, 2010) göre kişi temas ederek kendini değişmek için zorlamaz, temas ettiğinde zaten değişmiş olur. O halde, temas değişimin temel taşıdır ve değişim için gerekli enerjinin ortaya çıkmasını sağlar. Ancak temas sonucunda nasıl bir değişimin olacağı önceden tahmin edilemez. Söz konusu değişim kişi için yararlı ve yapıcı bir yönde olabileceği gibi zararlı ve yıkıcı yönde de olabilir (Korb ve ark., 1989: Daş, 2010). Özetle, büyüme ve değişme ancak temasla mümkündür ve bu sebeple Geştalt terapisinde de bu kavrama çok önem verilir. Ancak bu noktada farkındalık temastan daha önemli bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira Geştalt yaklaşımında farkındalığın eşlik etmediği bir temasın büyüme ve değişmeyi beraberinde getirmeyeceğine inanılmaktadır.

Buna göre, nasıl ki yürürken yer çekiminin, nefes alırken nefes aldığımızın farkında olmuyorsak, aynı şekilde temasın da her zaman farkında olmayabiliriz. Örneğin, birisiyle oturup konuşurken ne söylediğimizin, ne gördüğümüzün veya ne duyduğumuzun farkında olabiliriz ama temas etmekte olduğumuzun farkında olmayabiliriz. Geştalt yaklaşımı bu tür farkında olunmayan temasların büyüme ve değişmeye yol açmayacağını öne sürer. Buna karşılık, büyüme ve değişmeye yol açabilmesi için, temasın canlı ve dinamik olması, yani kişinin temas sırasında aktif ve yaratıcı olması gerektiğini ileri sürer (Daş, 2010). Böylelikle temasın farkındalığı teması artırıp geliştirecek, bu da büyüme ve değişmeye katkıda bulunacaktır. Bu yaklaşıma göre, Clarkson ve Macewn’in (1993: Daş, 2010) de ifade ettiği gibi, ancak böyle bir temasın sonucunda kişiliğin bazı kısımları ile çevreden gelen özellikler bütünleşir ve yeni, öncekinden daha farklı ve daha kapsamlı bir kişilik örüntüsü ortaya çıkar.

“Değişim ancak kişi kendi olduğunda gerçekleşir, kendinden başkası olduğunda değil”.

Beisser

Beisser’in (1970, sf.77: Melnick&Nevis,2005, sf.106) paradoksal değişim prensibiyle de paralel olarak, Gestalt yaklaşımında bütünleşme ve büyüme ancak kişi çevreyle etkileşiminde kendi olursa gerçekleşecek bir durum olarak ele alınmaktadır. Çevreyle etkileşimde kendimiz olabilmemizse, tüm yanlarımızın farkındalığı ve sonrasında kabulü ile gerçekleşebilecek bir süreçtir. Bununla paralel olarak Yontef de (2005, sf.83) kişi parçalarıyla bütünleşmediği takdirde, iç çatışma ortaya çıkacağından ve bunun da kişi ve öteki arasında ihtiyaç duyulan etkileşimin gerçekleşmemesine yol açacağından bahseder. Bu anlamda Geştalt terapisti de kişinin parçalarıyla bütünleşmesi amacıyla farkındalığını artırmayı hedefler. Davison ve Neale de Gestalt terapistinin, kişinin içinde yaşadığı çevreyle şu anda, yargısız ve tefekkürsüz bir zeminde yüzleşmesini amaçladığını belirtmektedir (Davison&Neale, 2004, sf. 536). Bu direkt olarak farkındalığı artırmak üzere yapılan bir müdahaledir. Geştalt terapisti bu sayade teması artırmayı, sonuç olarak da büyüme ve değişimin gerçekleşmesine katkı sağlamayı hedefler. Bowman tarafından da, Gestalt terapisi kişinin artan farkındalığı ile birlikte toplumla ve çevreyle kontağını artırmayı hedefleyen bir süreç psikoterapisi olarak tanımlanmıştır. (Bowman, 2005, sf. 5)

Davison ve Neale (2004, sf. 536) kişinin çevresiyle ihtiyaç, korku ya da arzularını dışa yansıtmak suretiyle etkileşime geçtiğine işaret eder. Perls (1969a: Prochaska&Norcross, 2007, sf.169) bu etkileşimin doğasına baktığında, insanoğlunun ana amacının açlık, susuzluk, cinsellik, güvenlik gibi temel biyolojik ihtiyaçlarını doyurmak olduğunu ifade eder. Bu bağlamda, Perls, sosyal rolleri de bu ana amaçlara ulaşmak üzere yararlandığımız araçlar olarak yorumlamıştır. Ancak Prochaska ve Norcross’un belirttiği üzere, günümüz insanı için doğal ihtiyaçların karşılanması çoğunlukla ikinci plana düşmüştür ve kişiler temel amaçlarından saparak kendilerini sosyal oyunlar içine hapsetmişlerdir. Dolayısıyla, araçtan ziyade amaç haline gelen bu sosyal roller, zamanla egonun ayrılmaz parçaları haline gelir ve kişi, sosyal çevresini daha etkin biçimde manipüle edebilmek amacıyla, bütün enerjisini sosyal rolünü -öğrenci, öğretmen, terapist vs.- daha iyi oynamak için harcar. Bu davranışlar tekrarlandıkça alışkanlıklarımız, sonrasında da katı davranış örüntüleri haline gelir. Bu durumda bize özgü, doğal, spontan varoluşumuz yerini, kaçınılmaz olarak, sınırlı, katı ve sahte bir varoluşa bırakacaktır (Prochaska&Norcross, 2007, sf.170). İhtiyaca yabancılaşılan noktada ise farkındalıktan söz etmek mümkün değildir.

O halde teması etkileyen unsurlardan biri de önceleri ihtiyaçlarımıza ulaşmak için bir araç olarak kullandığımız ama sonrasında kendi doğal ihtiyaçlarımıza yabancılaşmamıza ve spontanlığımızı kaybetmemize hizmet etmiş; gerçekten temas kurmamızın, dolayısıyla büyüme ve değişmemizin önünde engel teşkil etmiş olan sosyal rollerimizdir. Bu anlamda, terapide; bu rollerin temasımızı azalttığına yönelik farkındalığın artırılması; kişinin sosyal rolleri aracılığıyla kaybettiği spontanlığının ve gerçekliğinin geri kazanılması ve büyüme ve değişmesinin kaldığı yerden devamının sağlanması için çok önemlidir.

Yararlanılan Kaynaklar:

Bowman, CE (2005). The history and development of Gestalt therapy. In AL Woldt & SM Toman (Eds.). Gestalt therapy: History, theory, and practice (pp. 3-20).

Daş, C. (2010) Bütünleşmek ve Büyümek: Geştalt Terapi Yaklaşımı. 3. Baskı. Ankara: HYB Yayıncılık.

Davison, G.C., Neale, J.M. (2004) Anormal Psikolojisi. Çev: İ. Dağ. Ankara: TPD. Orijinal basım tarihi: 1998.

Melnick, J., Nevis, S.M. (2005) Gestalt Therapy Methodology. In Gestalt Therapy: History, Theory and Practice. Woldt, A.S.&Toman, S.M (Eds.) pp.101-117. Sage Publications, Inc.

Prochaska, J. O., Norcross, J. C. (2007) Systems of Psychotherapy: A transtheoretical Analysis. Thomson Brooks/Cole

Yontef, G.M. (2005) Gestalt Therapy Theory of Change. In Gestalt Therapy: History, Theory and Practice. Woldt, A.S.&Toman, S.M (Eds.) pp.81-101. Sage Publications, Inc.


TÜM KİTAPLARDA %45'E VARAN İNDİRİMLER

İyi Hissetmek
%37
indirim
30 TL
18.9 TL
Hayatı Yeniden Keşfedin
%38
indirim
32 TL
19.9 TL

İçerik Yazarı:

Yorumunuz