Şema Modları

İkinci Dünya Savaşı'nda Japonların Pasifik'te üstün olduğu dönemlerde, çevredeki pek çok adada üsler kurulmuştu. Büyük adalardaki üsler dışında çevredeki daha küçük adalara 5-10 kişilik taburlar gönderilmiş ve bu taburun komutanlarına adayı korumaları emredilmişti.

Savaşın yön değiştirmesinin ardından belirgin adaların çoğu karşı taraf tarafından ele geçirildi. Atom bombalarının ard arda gelmesi sonucu hükümet hızlı bir şekilde düştü ve Japonya teslim oldu. Ve kimse bu küçük adacıklara gönderilen askerleri hatırlayamadı.

Bu adalardaki askerler yıllar içinde balıkçı veya turist teknelerine ateş ederken, veya adalara şans eseri gelen kişiler tarafından fark edildiler. En son adacık savaş bittikten 30 yıl sonra keşfedildi.

Kendinizi 30 yıl sonraki devlet görevlilerinin yerine koyun. Bu adacıkta bulunan askerleri toplumunuza nasıl kazandırırsınız? Onlarla dalga mı geçersiniz? Turistler ateş açıp baş belası oldukları için cezalandırır mısınız? Sıcaklık, sinekler, ormanın sertliği ve düşman saldırısının beklentisi içinde geçen 30 yıldan sonra onlara bir hiç uğruna bu süreyi harcadıklarını mı söylersiniz?

Böyle bir ada bulunduğunda ilk temas çok dikkatli bir şekilde gerçekleştirilirmiş. Savaş sırasında yüksek rütbeli yaşlı bir subay, eski kıyafetlerini ve samuray kılıcını üzerine giyerek, yine eski bir savaş botu ile adaya çıkarmış. Kayıp askeri veya askerleri bulana kadar ormanda ararmış. Buluşma gerçekleştiğinde, halkına bağlılığı ve cesareti için teşekkür eder ve onunla bu süre içinde yaşadıklarını paylaşırmış. Ancak sonra ve nazikçe savaşın bittiği, ülkesinin tekrar barış içinde olduğu ve artık savaşmak zorunda olmadığı anlatılırmış. Ülkesine döndüğünde kahraman olarak karşılanır ve ödüllendirilirmiş. Ve bu şekilde tekrar topluluğa kazandırılması mümkün olurmuş.

Bir açıdan bu askerlerin yaptıkları - 30 yıl önce bitmiş bir dava için savaşması - saçma ve çılgınca görülebilir. Bununla beraber olumlu amaçları vardı: ülkelerini korumak ve savunmak. Bildikleri ve eğitildikleri işi en iyi şekilde yapmalarına, başlangıçta bu davranışın çok faydalı olmasına rağmen, artık savaş bittiği için bu davranışın hizmet ettiği bir erdemin kalmadığını söyleyebiliriz.

Bir zamanlar hepimiz bu askerler gibiydik. Daha gençken faydalı amaçlara hizmet edecek duygular ve davranışlar geliştiririz. Ve bu davranış veya hislerimiz artık bizim için faydalı olmasalar da meydana getirilmeye devam ederler.

Bazılarımız ebeveynleri ölmüş olsalar bile hala kendilerini onlara karşı savaş verirken, bazılarımız iş yerinde kendisini küçükken abisi için veya okuldaki bir kabadayı için geliştirilmiş davranışlarını sergilerken bulur. Kötü davranışlarla karşılaşmış insanlar başkalarına güvenmemeyi o kadar iyi öğrenirler ki, büyüdüklerinde kendilerini çok seven insanlara karşı bile güven duymakta zorlanırlar.

Hepimiz bazen aptalca veya kısıtlayıcı olan davranışlarda bulunuruz. Ve bunun için kendimize kızarız veya şaşırırız nasıl böyle bir şey yaptık veya yapıyoruz diye. "Bunun nasıl farkına varmaz?" diye düşündüğümüz 'aptal veya düşüncesizce' davranan arkadaşlarımız, yakınlarımız vardır.

Genellikle bu davranışlarımızdan veya tepkilerimizden, hislerimizden kurtulmaya çalışırız. Bunlar için kendimizi eleştiririz. "Sigarayı bırakmalısın artık!" "Kendine güvenli bir şekilde davranabilmelisin!" "Migren ağrılarımdan nefret ediyorum." Genellikle bu davranışlar ve hislerimizin ardında olan olumlu amaçların farkında değilizdir. Sadece bu tepkilerin ayağımıza takıldığını fark ederiz.

Herhangi bir davranışımız veya hissimizin altında, her ne kadar aptalca ve saçma görünseler de, yararlı ve önemli eğilimler veya amaçlar bulunur. Bu varsayım insanlara en başta anlamsız veya saçma gelir, bununla beraber hızla ve etkili değişimi ve iyileşmeyi olanaklı kılan çok güçlü bir varsayımdır. Bu varsayım, problemlerimiz ve arızalarımızı kendimizi daha derinden tanımak için “fırsatlara" ve müttefiklere dönüştürür. Tüm yanlarımızla, özelliklerimizle ve tüm varlığımızla uyum içinde yaşamamıza yardımcı olur.

YANLARIMIZ
Bir insanın "yanları" veya "tarafları"ndan söz ederken, kişinin içinde dolaşan küçük insanları veya belli bedensel bölgeleri kast etmiyoruz. Bir konu hakkında ikircikli düşündüğümüz veya kendi içimizde ikileme düştüğümüz zamanki yaşantımızı daha açık tarif etmek için bu terimi kullanırız. Aynı anda hem bir şeyi hem de onunla çelişen diğer şeyi yapmak istediğimiz çok zaman vardır. Örneğin bir kişiye bir şeyi sakince söylemeyi planlarken, kendimi ona karşı bağırırken bulabilirim. Sakinliğimi korumak istememe rağmen sanki daha az bilincinde olduğum bir yanım beni bu davranışa itmektedir. Sigarayı bırakmak istememe rağmen bırakamıyorsam, sanki bir yanım içmek istemektedir ve başka bir yanım da bu durumdan rahatsız olarak bırakma çalışmalarına girmektedir. Bir insan böyle bir iç çatışmada olduğu zaman "yan" veya "taraf" terimini belirli bir davranış veya his kümesi için kullanırız. Bütünümüzden ayrı olarak bir yanımızı temsil etmektedir.

Yazının bundan sonraki bölümünde günlük kullanımda “yanlarımız” olarak tarif ettiğimiz zhinsel yapılarımızın ayrıntılı açıklamalarını bulacaksınız.


Belirli Modlar
Kişinin davranışları, düşünceleri, duyguları ve diğerleri ile ilişkilerini bir çok şema belirleyebilir, buna rağmen tüm şemalar aynı zamanda etkin olmayabilir. Bazı şemalar etkinleşirken bazıları uykuda kalır. Şema Modu kişinin o andaki etkin şemalarını temsil eder. Bir şema modu, “kendimizin içinde” diğerleri ile tam olarak birleşmeyen şemaların gruplaşmalarını ve şema eylemlerini içeren bir “yan”dır. Kişi başka bir şema moduna geçtiğinde daha önce uykuda olan başka şemalar etkinleşir.

Çocuk Modları

İncinmiş Çocuk:

Bu modda kişi kendini yalnız, izole, üzgün, anlaşılmamış, desteklenememiş, kusurlu, ihmal edilmiş, tükenmiş, yetersiz, kendinden şüpeli, muhtaç, çaresiz, umutsuz, korkmuş, sıkıntılı, kaygılı, kurban, değersiz, sevilmeyen, kaybolmuş, amaçsız, kırılgan, güçsüz, yenilmiş, bitkin, bırakılmış, dışlanmış, karamsar hisseder.

Kızgın Çocuk:

Yoğun bir şekilde kızgın, hiddetli, hayal kırıklığına uğramış, tahammülsüz hisseder çünkü incinmiş çocuğun temel duygusal veya fiziksel ihtiyaçları karşılanmamıştır.

Dürtüsel / Disiplinsiz Çocuk:

Temel olmayan istekler veya dürtülerle istediğine ulaşabilmek için bencilce veya kontrolsüzce davranır ve kısa vadede zevk veren şeyleri ertelemede güçlüğü vardır; bu temel olmayan istekler veya dürtüler karşılanmazsa yoğun şekilde öfkelenir, hiddetlenir, çileden çıkar, tahammülsüzleşir; yani şımarıkça davranır.


Mutlu Çocuk:

Bu moddaki kişinin belirgin özellikleri kendisini seviliyor, bağlılık içinde, tatmin olmuş, yeterli, kabul edilmiş, korunan, değerli, bakılmış, anlanmış, kendine güvenli, yol gösterilmiş, onaylanmış, otonom, güvende, güçlü, kontrollü, uyumlu, dahil edilmiş, iyimser, doğal hissetmesi ve öyle davranmasıdır.

Uyumsuz BaşaÇıkma Modları

Söz Dinleyen Teslimci:

Çatışma veya dışlanma korkusu ile diğerlerine karşı edilgen, fazlasıyla itaatkar, uysal, onay arayan veya kendi değerini düşürücü davranır; suistimali ve/veya kötü muameleyi tolere eder; sağlıklı ihtiyaçlarını veya isteklerini diğerlerine belli etmez; kendini küçültücü şema kökenli kalıpları sürdürmeyi sağlayan kişileri seçer veya davranışlarda bulunur. Yani aşırı eleştirel veya kötüye kullanan kişilerle beraberliklerini sürdürebilirler ve hatta eşleri bile bu tür insanlardan olabilir.

Yanlız Kahraman:

İhtiyaçlarını ve duygularını keser, duygusal olarak diğer insanlardan ayrıılır ve onların yardımını geri çevirir; içe kapanır, kendini boş, dağınık, ayrı, kişiliksiz, boş ve sıkkın hisseder; aşırıya kaçan, dürtüsel bir şekilde zihnini dağıtmaya, kendini avutmaya çalışır veya heyecan verici aktivitelere katılır; insanlara veya aktivitelere katılmaktan kaçınmak için soğuk veya karamsar bir tutum takınabilir

Aşırı Telafici:

Uygun olmayan bir şekilde kendini beğenmiş, saldırgan, baskın, rekabetçi, kibirli, mağrur, lütfeden, küçümseyen, aşırı kontrollü, kontrolcü, isyankar, yönlendirici, sömürücü, dikkat çekmek isteyen veya statü düşkünü bir şekilde davranır ve hisseder. Bu hisler vedavranışlar, karşılanmamış veya tatmin edilmemiş temel ihtiyaçları telafi etmek geliştirilmiş olmalıdır.

Uyumsuz Ebeveyn Modları

Cezalandırıcı Ebeveyn:

Kendisinin veya diğerlerinin cezalandırılmayı veya suçlanmayı hak ettiğini hisseder ve sıklıkla bu hislerini başkalarını veya kendisini suçlayan, cezalandıran veya kötüye kullanan davranışlarla devam ettirir. Bu mod kuralların, ulaşmak için meydanana getirildiği amaçtan daha fazla önem kazandığı durumları açıklar.

Talepkar Ebeveyn:

Mükemmel olmak veya yüksek seviyelere ulaşamak için tek doğru yöntemin herşeyin düzen içinde olması, yüksek statü için uğraşmak, alçakgönüllü olmak, başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koymak veya efektif olma veya boşa zaman harcamamak olduğunu hissederler. Veya kişi duygularını açmanın veya içinden geldiği gibi davranmanın yanlış olduğunu hisseder.

Sağlıklı Erişkin Modu

İncinmiş çocuğu onaylar ve kabul eder; dürtüsel çocuk modlarına limitler koyar; sağlıklı çocuk modlarını destekler ve geliştirir; uyumsuz olan başa çıkma modları ile savaşır; er ya da geç onları değiştirir; uyumsuz ebeveyn modlarını etisizleştirir veya ılımlı hale getirir. Bu mod aynı zamanda çalışmak, anababalık yapmak, sorumluluk almak ve kendini bir işe vermek gibi uygun erişkin işlevlerini de oluşturur; seks gibi zevk veren erişkin aktivitelerine; estetik, entellektüel ve kültürel ilgilere; atletik aktivitelere katılmayı ve sağlığın korunmasını sağlar.

Şema Odaklı Bilişsel Terapilerde kişiler sağlıklı erişkin modu güçlendirmeyi, diğer modları arasında anlaşma yapmayı, onları gerektiğinde desteklemeyi ve bazen de etkisizleştirmeyi öğrenirler.

Ciddi kişilik bozukluğu olan kişiler, sınırda kişilik bozukluğu olan kişilerde olduğu gibi, çevredeki durumlara ve yaşam olaylarına bağlı olarak ani olarak bir moddan diğerine geçebilirler. Bu şema modları veya “kendiliğin yanları”, birbirlerinden ayrıdırlar ve kişiler her modda farklı bilişler, davranışlar ve duygular gösterebilirler.

Örneğin narsistik kişilik bozukluğu olan kişiler genellikle üç mod arasında atlamalar yaparlar: Kendini Yüceltici, Yalnız Çocuk, Kimsesiz Kendini Yatıştırıcı. Pek çok narsisist zamanlarının çoğunu Haklılık, Onay Arama, Acımasız Standartlar ve Kuşku şemalarını içeren Kendini Yüceltici modda geçirirler. Narsisistler bu modda üstünlük taslar, statüye önem verir, yetkin hisseder ve başkalarını eleştirir ve çok az eş duyum gösterir. Örneğin, olumsuz eleştiri veya geri bildirim almak gibi onay kaynaklarını kesen durumlarda Kusurluluk, Duygusal Yoksunluk, Boyun Eğme şemalarını içeren Yalnız Çocuk moduna geçebilirler. Bu mod içinde bu kişiler yoğun olarak özel durumun kaybı hissini yaşar ve değersizleşmiş hissederler. Sıradan ve değersileşmiş olmanın acısından kaçmak için ya Kendini Yüceltici moda atlarlar ya da başarısız olan tekrar onay ve değer kazanma girişimlerinin sonucunda üçüncü moda geçerler: Kimsesiz Kendini Avutan. Bu mod Şema Kaçınması’ nın bir formudur. Bu modun amacı, Duygusal Yoksunluk ve Kusurluluk şemasının acısından kişiyi başka bir şeye yönelterek veya uyuşturarak kurtarmaktır. Kendini Yatıştırmak pek çok şekilde olabilir: madde ve alkol kötüye kullanımı, dürtüsel cinsel etkinlik, uyaran arayışı (örn., yüksek miktarlarla kumar oynamak veya yatırım yapmak ), aşırı yeme, görkemlilik hayalleri ve işkoliklik.

Sınırda kişilik bozukluğu olan kişiler dört mod arasında atlamalar yapabilirler: Yalnız Kahraman, Kızgın Çocuk, İncinmiş Çocuk, ve Cezalandırıcı Ebeveyn. Yalnız Kahraman çoğu hastada çoğunlukla varolan moddur ve kişiyi diğer insanlardan ve duygusal bağlardan ayrı tutar. Sınırda Kişilik Bozukluğu olan kişiler genellikle kimliksizleşme, boşluk, can sıkıntısı yaşarlar ve aşırı söz dinleyen ve uyumlu olarak görünebilirler. Madde kötüye kullanımı, tıkınırcasına yemek yeme, kendine zarar verme, ve psikosomatik şikayetler bu modun tipik özellikleridir. Bu kişiler zarar görme veya terk edilme korkularının altında ezildiklerinde Terk Edilmiş Çocuk moduna geçerler. Tipik olarak kişiler bu modda yoğun çökkünlük, umutsuzluk, korku, değersizlik, sevgisizlik, kurban edilme, ve yoğun muhtaçlık yaşarlar. Terk edilmeden kaçınmak için çılgınca çabalar gösterirler, hatta özkıyıma bile kalkışabilirler. Cezalandırıcı Ebeveyn moduna geçiş, öfke gibi yakışık almayan bir duygu gibi yanlış bir şey yaptıklarına inandıkları zaman meydana gelir. Kendilerine kin ve öfke duymaya başlarlar ve yanlış yaptıkları için kendilerini sert bir şekilde cezalandırmaya kalkışırlar. Örneğin kendilerini hazdan mahrum bırakırlar, kendilerini eleştirirler ve ağır vakalarda kendilerini kesebilir veya sakatlayabilirler.

Yalnız Koruyucu ve Terk Edilmiş Çocuk modları kişilerde aşırı öfke yaratırlar çünkü bu mod yoğun ihtiyaçların ve duyguların bastırılmasını içerir. Öfke artıp, engellenemez olduğunda, “son damla” olarak adlandırılan olaylarda kişi Kızgın Çocuk moduna geçebilir. Bu modda daha önce bastırılmış duygular açığa çıkar ve kişiler sıklıkla hiddetli, aşırı talepkar, küçümseyici, çıkarcı, denetleyici, ve istismarcı olabilirler. Bu kişiler artık tekrar isteklerine odaklanmışlardır, ancak bu sefer yıkıcıdırlar. Örneğin dürtüsel davranışlarda bulunabilir, intihara kalkışabilir veya aşırı cinsel etkinliklere girişebilirler.



Bu konuyla ilgili kendine-yardım kitabımız:


TÜM KİTAPLARDA %45'E VARAN İNDİRİMLER

İyi Hissetmek
%25
indirim
30 TL
22.4 TL
Hayatı Yeniden Keşfedin
%22
indirim
32 TL
24.96 TL
Jane Doe

Psikiyatr H.Alp Karaosmanoğlu

1969 yılında İzmir'de doğdu. 1993 yında Ege Üniversitesi Tıp Fakülesi'nden mezun olduktan sonra Psikiyatri ihtisasını Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tamamladı. Analitik Yönelimli Grup Terapileri, Bilişsel ve Davranışçı Psikoterapi, Cinsel İşlev Bozuklukları Tedavileri eğitimlerini tamamladı.

2000 yılında PsikoNET Psikoterapi ve Eğitim Merkezini kurdu. Halen bu merkezin yöneticiliğini yapmaktadır. Bilişsel ve Davranışçı Terapi eğitimini ve süpervizyonunu bitirdikten sonra 2002 yılında Şema Terapi ile ilgilenmeye başladı ve 2005 yılının başlarından itibaren bu tedavi türünün ülkemizde tanınması ve uygulanması amacıyla eğitmlere başladı. ISST (International Society of Schema Therapy) tarafından "Advanced" seviyede Şema Terapisti ve eğitimcisi olarak tanınan Dr. Karaosmanoğlu halen bu eğitimleri sürdürmektedir.

2003 yılında PsikoNET Yayınlarını kuran Dr. Karaosmanoğlu, Bilişsel ve Davranışçı Terapi ve Şema Terapi konularında çeşitli kitapların çevirilerinde yer aldı ve editörlüklerini yaptı.

Yorumunuz