Bunaltı Bozukluklarının Bilişsel Tedavisi


Bunaltı kelimesi ingilizceden
dilimize geçen anksiyete kelimesine karşılık olarak kullanılmaktadır ve
Bunaltı Bozuklukları adlı hastalıklar grubunun en önemli belirtilerindendir.
Bunaltı Bozuklukları üst başlığı altında incelenen hastalıklar şunlardır:


Panik Bozukluğu, Fobiler,
Obsesif Kompusif Bozukluk, Post Travmatik Bozukluk, Akut Stres Bozukluğu,
Yaygın Anksiyete Bozukluğu


Aşağıda bunaltı
sorunları ile gelen kişilere ilk görüşmede verdiğimiz bilgileri bulacaksınız.


PsikoNET


* Bu bilgiler Aaron
T. Beck, M.D. ve Gary Emery, PH.D. adlı yazarların Anxiety Disorders and
Phobias - A Cognitive Perspective adlı kitabından derlenerek aktarılmıştır.


Bunaltı ile Başa Çıkmak


İnsan olmak duygusal problemlere
sahip olmaktır. Bazen bu problemlerle kendi başınıza veya aileniz ve arkadaşlarınızın
yardımı ile başa çıkabilirsiniz. Doktora gitmek için fiziksel bir rahatsızlığın
ciddi bir seviyeye gelmesini beklemeyeceğiniz gibi, ciddi zararlara neden olmadan
duygusal sorunlarınızı halletmek için de profesyonel yardımlardan faydalanabilirsiniz.
Yardım alma kararı sağduyu işaretidir ve kişinin kendisine olan inancının göstergesidir.
Terapi sürecinden en fazla faydayı sağlayabilmek için bu yazıyı seanstan önce
okuyun. Yazının içindeki bilgilerden sorularınıza cevaplar bulabilir içindeki
önerilerden yararlanabilirsiniz.


Bunaltının Belirtileri


"Ya bu sınavdan kalırsam?
Kariyerim daha başlamadan bitecek. Çalışamadığımı düşündükçe hasta oluyorum.
Fakat çalışmak zorundayım, yoksa ...."


"Konuşmamı yarın yapamayacağım,
çünkü çok heyecanlanacak ve ne diyeceğimi unutacağım. Neler olacağını görebiliyorum.
Bana bakan insanlar, herkes ne kadar sıkıntılı ve yetersiz olduğumu görüyor."


"Bu iş tam bana göre.
Mutlaka buna başvurmalıyım. Fakat iş yeri otuzuncu katta. Her gün asansöre binecek
olma fikrine bile katlanamıyorum. Ya paniklersem, bağırırsam veya bayılırsam.
Korkunç aşağılayıcı bir durum."


"Evden her ayrıldığımda
kalbim çarpmaya başlıyor. Kesin kalp krizi geçireceğim. Aynı rahmetli babam
gibi."


Bu örnekler bunaltı ve fobileri
olan kişilerin düşünce ve duygularıdır. Bunaltı ve fobiler kaynağını korkudan
aldıkları için, her ikisi de kişinin sağlığına gelecek tehlike veya tehdit beklentisi
gösterirler. Bu tehdit hissi geniş bir fiziksel belirti yelpazesi ile görünür:
Bunaltının Beden Dili. Ve bu belirtilerinin kendileri de ayrıca sıkıntı vericidir:
hızlı nefes alıp verme, yükselen kalp atımı, baş dönmesi, bulantı, baş ağrısı,
terleme, ağız kuruması, göğüs sıkışması, çeşitli kaslarda ağrı ve bunun gibi.
Bunaltı durumu uzadığında veya kronikleştiğinde, bu korkutucu ve denetlenemeyen
belirtiler gerçek bir hastalık veya rahatsızlık şeklini alabilirler.


Ciddi bunaltıları olan kişilerin
öğrenmeleri ve kritik anlarda hatırlamaları gereken en önemli gerçeklerden biri,
yaşadıkları bu belirtinin tehlikeli olmadığıdır. Artmış nabız veya kalp atımı,
baş dönmesi veya bunaltı, çığlık atma veya ağlama isteği bu bedensel veya duygusal
tepkilerin hiç biri kişinin tehlikeli bir hastalığı olduğunu veya çıldıracağını
göstermez. Bu belirtiler rahatsız edicidir. Fakat geçene kadar olan süre içinde
dayanılabilirler ve gerçekten de geçer giderler.


Bunaltı ve Fobilerin
Doğası


Kendisine eşlik eden fiziksel
ve duygusal belirtilerle fobiler, kaçınılabilecek bir objeye veya duruma karşı
gelişirler ve yoğun bunaltıya neden olurlar. Korkulan obje veya durum kişinin
yaşamında değil ise, kişi fobinin bunaltıcı etkilerini yaşamaz. Uçak korkusu
olan bir kişi kara araçlarını tercih ederek yolculuk yapabilir.


Bunaltı sorunu olan kişi
ise bunaltısının kaynağını her zaman belirleyemeyebilir. Belirlese, ve hatta
içinde bulunduğu yaşam durumu onu korkunun kaynağı ile yüzleşmeye mecbur kılsa
bilse bile karşılaşmaktan kaçınamayabilir.


Bazı durumlarda bir kişi
için korkuyu yaşamak, gerçek bir tehlike tehdidinin farkına varmak ve hazırlanmak
için gereklidir. Bunaltının belli bir derecesi böyle bir korkuya eşlik edebilir.
Fakat aşırı yoğun bunaltı ve fobik tepkileri olan kişi, ortamdaki gerçeklere
karşı tepki göstermiyordur. En fazla, küçük olasılıklı bir tehlikeyi abartıyor
olabilir. Bir sınav veya iş görüşmesi gibi durumlarla karşılaşıyorsa, zorlukları
büyütüyor ve olumsuz sonuç alma korkusunun üzerine yoğunlaşıyordur. Aynı zamanda
korktuğu şeyle baş etmesine yarayacak kendi becerilerini görmezden gelmektedir.
Bir başka deyişle gerçeği yanlış yorumlamakta ve çarpıtmaktadır ve olmayan veya
eğer kendi bunaltılı tepkileri ile kısıtlanmazsa kolaylıkla baş edebileceği
tehlikeler hakkında bunaltı hissetmektedir.


Daha da kötüsü, endişeli
kişi bedensel ve duygusal tepkilerinin farkına vardıkça, tehlikenin kendisinden
çok bunlardan korkmaya başlar. Endişe devam ettikçe bedensel ve duygusal belirtileri
de artar, ve kendiliğinden artan duygusal ve bedensel acı girdabının içine düşer.


Araştırmalardan Elde
Edilen Yeni Bilgiler


Bu tür endişeler, gerçeğin
yanlış değerlendirilmesinden kaynaklandığı dolayı, araştırmalar bu yaşantıya
eşlik eden bazı düşünceleri ve zihinsel görüntüleri belirlemiştir. Bu düşünceler
veya bilişler genellikle gelecek üzerine odaklanmıştır: "işten atılacağım",
"kontrolümü kaybedeceğim", "rezil olacağım", "kalp krizinden öleceğim", "eğer
hastaneye gidersem korkudan bayılırım".


Bu otomatik düşünceler ve
gerekçesiz bunaltı yaşantısının arasındaki bağ, "eğer bu bilişler saptanır ve
gerçeğe uyumlu hale getirilirse , bunaltı değiştirilebilir, hatta silinebilir"
düşüncesiyle çalışmalara neden olmuştur. Ve bu hastalarla deneyimler bilişsel
terapi adlı bu yöntemin etkin olduğunu ortaya çıkarmıştır çünkü bu yöntem kişinin
düşünce kalıplarının duygularını etkilemesi üzerinde durur.


Terapide Uygulanan Bilişsel
Yöntem


Aşağıdaki hikayede bir kişinin
tedirgin iç konuşmasının, onun işlevselliğini nasıl bozabildiğini göreceksiniz.
Yalnız bir genç adam bir kıza çıkma teklifinde bulunmak istemektedir. Fakat
buna kalkıştığı her an bazı sıkıntılı düşünceler ortaya çıkmaktadır. "Çok heyecanlı
olduğum için benim aptal olduğumu düşünecek. Beni tersleyecek ve ben de böyle
olduğum için kendimi çok kötü hissedeceğim. Hatta ağlayabilirim bile. Bu ise
en utanç vericisi!" Bu düşünceler aklından geçtikçe göğsü sıkışır, ağzı kurur
ve konuşmayı denese bile ağzından bir kelime bile çıkmadığını fark eder. Ve
beraber olabilme şansı da uçup gider. Genç adam yine başarısız olduğu için kendisinden
nefret etmektedir. İşe yaramazın tekiyim." diye düşünür.


Hayatı istenilen şekilde
yaşamayı engelleyen sıkıntılı düşünceleri ve hayalleri olan bu kişiye ve size
bilişsel terapi nasıl faydalı olabilir? Girişimimizin sonucunda neler olacağına
ilişkin düşüncelerimizdeki hataları tanımamıza yardımcı olarak. Terapi sürecinde
mantık yürütme yeteneğinizi ve gözlem gücünüzü, yaşantınızdaki sıkıntı yaratan
durumlarda kullanmayı öğreneceksiniz. Kendinizin kobay, yaşamın laboratuar olduğu
bir ortamda düşüncelerinizi bir bilim adamı gibi test etmeyi öğreneceksiniz.
Düşüncelerinizdeki çarpıtmaları ve mantıksızlıkları yavaş yavaş eledikçe, yaşam
olayları ile baş etmede daha kullanışlı ve sıkıntıdan uzak bir yaklaşım geliştireceksiniz.


Bilişsel Terapideki Adımlar


İlk adım sıkıntılı hissettiğinizde
otomatik düşünceleri tanımaktır. Onları tanıyabilmek için aşağıdaki özellikleri
aklınızda tutun.


1. Bu düşünceler sanki kendiliğinden
ortaya çıkmaktadır. Bilinçli bir hatırlama veya anlamlandırma çabasından kaynaklanmamaktadır.


2. Bu düşüncelerin belirgin
bir mantığı yoktur. Onları fark etmeye başladıkça, terapistinizin yardımı ile
onları gerçeğin ve mantığın ışığında sorgulamayı öğreneceksiniz.


3. Bu düşünceler anlamsız
ve yanlış ta olsa, aklınızdan geçerken akla yatkın ve güvenilir görünürler.
Onları "Telefon çalıyor - Cevap vermeliyim." düşüncesinde olduğu gibi gerçek
olarak kabul edersiniz.


4. Bu düşüncelerin mantıklı
bir işlevi yoktur ve sizin kendi davranışlarınızı denetleme yeteneğinizi engellerler.
Siz onları gerçek olarak kabul ettikçe sıkıntınız daha da artar.


Bunaltılı, sıkıntılı hissetmeye
başladığınızda kendi kendinize neler söylediğinizi ve zihninizden geçen görüntüleri
hatırlamaya çalışın. Otomatik düşünceleriniz karşılaştığınız - sınava girmek,
sosyal bir olaya katılmak, iş görüşmesine girmek - veya kalp krizi, kaza veya
bir suça kurban gitme gibi karşılaşma olasılığınız olan olaylarla başlatılmış
olabilir.


İkinci adım, bu düşünceleri
yakalamayı öğrendikten sonra onları bir deftere not ederek izlemektir. Terapistinizi
yardımı ile onları sorgulamayı, mantığınız ve gerçeği değerlendirme beceriniz
ile gözden geçirmeyi öğreneceksiniz. Her sıkıntı yaşantısının süreli olduğunu
fark ettiğinizde, "artık her zaman böyle hissedeceğim" düşüncesi
ile panik yapmayacaksınız.


Üçüncü adım, sonuçta ne
olacağına ilişkin inançlarınızı denemek için stratejiler geliştirmek ve bunları
uygulamaktır. Örneğin, hikayedeki genç adam çıkma teklifi için bir plan yapacaktır.
Bu hazırlanmanın amacı gerçekten çıkmak için değil bu konudaki becerisi ve reddedilme
olasılığı hakkındaki abartılı düşüncelerini ve reddedilmenin ona yaşatacağı
duyguları önceden denemek içindir.


4. adım denemelerin sonuçlarını
tartışmaktır. Örneğimizdeki genç adam denemeler yaptığı için sonuç hakkındaki
sıkıntılı düşüncelerinin neredeyse olmadığını ve olumsuz bir sonucun bile beklediği
kadar kötü olmadığını keşfedebilir. 5. adım Rol Yapma tekniğini kullanmaktır.
Zorlu yaşam olayları ile baş etmenin çeşitli yollarını deneyebilmeniz için,
terapistiniz "sıkıntılı siz" i oynayabilir. Böylece kendinize dışarıdan bakarak
belirli durumlarda neler olacağına ilişkin düşüncelerinizi sorgulayacaksınız.
Terapide öğrendiğiniz yöntemlerde ustalaştıkça, sıkıntı üreten düşünceleriniz
azalacak ve tepkilerinizi denetlemek ve hayatı olduğu gibi kabul etmekte huzur
ve mutluluk duyacaksınız.


Düşünce Hataları


Sıkıntı yaratan düşüncelerdeki
hatlar incelendiği zaman aşağıdaki sınıflandırmalardan birine ait olduğu görülür.


1. Abartma:
Bir kadın eşinin kendisini bırakacağına inanmıştı çünkü artık çekici olamayacak
kadar yaşlıydı. Bunaltısı, yüzündeki ve boynundaki yeni kırışıklıkları, saçındaki
grilikleri fark etmesine ve kendisini tanıştığı her genç kadınla kıyaslamasına
neden oluyordu. Kendi iyi özelliklerini önemsemiyordu çünkü bu özellikler işe
yaramazdı. Dahası, eşinin sevgisini ve bağlılığını görmezden geliyor ve hatta
eşinin de yaşlanma belirtileri gösterdiğini düşünmüyordu bile.


2. Felaketleştirme:
Sıkıntılı bir kişi tehlike veya güçlüklerle karşılaştığında, başarısızlığı en
olası sonuç olarak kabul eder. Basit bir cerrahi girişim geçirecek olan sıkıntılı
bir hasta, öleceğine veya sakat kalacağına inanır.


3. Aşırı Genelleme:
Terfi alamamak gibi tek bir olumsuz deneyim, kişinin tüm hayatını etkileyecek
olan bir kurala dönüştürülür: "Hayatta bir baltaya sap olamayacağım. Sınıf atlayamayacağım."


4. Olumluyu Küçümseme:
Sıkıntılı kişi kendi yeteneğini ve becerilerini görmezden gelir. Geçmişteki
olumlu yaşantılarını unutur. Sadece gelecekteki başa çıkılmaz sorunlar ve dayanılmaz
acılara yoğunlaşır. Örneğin sıkıntılı bir öğrenci sınavlardaki yüksek notlarını
göz önüne almayacak ve aynı zamanda bunun pek çok sınavdan sadece biri olduğunu
ve tek başına meslek yaşamını oluşturup, sona erdiremeyeceğini unutacaktır.


Ev Ödevi


Tedavinin önemli bir bölümünü
ev ödevleri oluşturur. Yaşam boyu kullanacağınız metotlar öğreneceğiniz için,
yapacağınız ev ödevleri sadece terapi sırasında geliştirilen stratejileri kullanma
yeteneğini kullanmakla kalmaz, aynı zamanda düşüncelerimizi gerçek hayat ortamında
denememizi sağlar. Düşüncelerimizi izlemeye ve kayıt etmeye ek olarak, bunaltı
tepkilerimizi oluşturan durumlarla yüzleşmemize ve denetlememize yarayacak sıkıntı-üreten
düşünceleri durdurmayı öğreneceksiniz. Aşağıda yeni teknikleri denerken aklınızda
tutmanız gereken bir kaç önemli nokta verilmiştir.


1. Sıkıntı yaratan durumlarla
karşılaşmadan önce "Kurtulma Faktörleri" dediğimiz şeylere dikkat edin. Sizin
için iyi olan neler var? Sıkıntılı öğrenci iyi notlarını, aylardır sürdürdüğü
çalışmasını, geçmişteki derecelerini hatırlama üzerine odaklanabilir.


2. Felaketleştirmeden kaçınmak
için, durumu olası en körü sonuca göre gözden geçirin. Örneğin, eğer öğrenci
sınavda başarısız olursa, bu durum gerçekten kariyerinin sonu mu demektir? Kendisini
gösterebilmesi için başka fırsatlara sahip midir? Sıklıkla en kötü ihtimale
bile dayanabileceğini ve bununla yaşamını sürdürebileceğinizi bulursunuz. Ve
en kötü durum en seyrek ortaya çıktığına göre ne çıkarsa çıksın hazırlıklı olursunuz.


3. Eğer aklınıza başarısızlık,
acı veya rezil olma ile ilgili görüntüler gelmeye başlarsa, bunların bir listesini
yapın ve sonra her hayali mantık ve gerçeğin ışında dikkatlice değerlendirin.
Bu hayallerin ne kadar mantık dışı ve neredeyse olanaksız olduğunu görmeye başladığınızda,
tekrar geldiklerinde yazmadan da onları mantıklı olarak değerlendirmeyi öğrenmiş
olacaksınız.


4. Bunaltı ve kaygılarınızın
kaynağında temel inançlar varsa, onları test etmek için gerçekleri kullanın,
çünkü bilgi korkunun ilacıdır. Eğer asansör korkunuz varsa asansörlerin
güvenliği hakkındaki bütün bilgileri toplayın: yapıları, bakımı, kaza oranı,
ikaz sistemleri vb. Eğer kalp krizi hakkında kaygılı iseniz bir genel bir kontrol
muayenesinden geçin ve doktorun verdiği önerileri uygulayın.


5. Eğer gerçekten bunaltılı
olabilecek bir durumla karşılaşmak durumundaysanız bunu küçük parçalara bölerek
yapın. Yüksek binalara çıkmaktan korkan bir kişi önce bir arkadaşı ile bir kaç
kat çıkarak, ertesi gün bunu arttırarak korkusunu yenebilir veya azaltabilir.


6. Sıkıntılı durumun ortasında
iseniz dikkat dağıtma yöntemini kullanabilirsiniz. Bunaltınızla ilgisi olmayan
çeşitli detaylar üzerinde yoğunlaşın. Eğer sınavda iseniz kaleminizin üzerindeki
yazıları okuyun veya diğer öğrencilerin ayakkabı markalarını bulun. Sosyal ortamlarda
ise mobilya stilleri, diğer kişilerin görünür özellikleri ile ilgilenin; ceketinin
tonu, dikişi, saç stili gibi.


Terapistiniz bu teknikleri
kendi durumunuza uydurmanıza yardım edecek ve sıkıntıyı denetleme yollarını
denemenizde sizi cesaretlendirecektir: Algısal uyanıklığı el çırparak arttırmak,
sıkıntılı bir zihinsel görüntüyü, olumlusu ile değiştirmek, sevmediğiniz bir
TV kanalını değiştirir gibi düşünceleriniz arasında "zap" yapmak gibi. Terapi
seanslarınızda bu tekniklerin provasını yapacaksınız ve bu sayede yalnızken
bile bu tekniklerden destek alabileceksiniz.


Terapiye yeni başlarken
akılda tutmanız gereken bir kaç konu var.


Başlangıçlar önemlidir.
Bir kere başlayınca, bir karar alıp onu uygulamaya koyunca, içinizdeki potansiyelin
farkına varacaksınız.


Amaç belirlemek bu
süreci hızlandırır. Eğer zihninizde bunaltı ve kaygıdan kurtulduktan sonraki
halinizle ilgili görüntüleriniz varsa ne için uğraştığınızı daha iyi bilebilirsiniz.
Eğer yoksa şimdiden bu halinizi görmeye başlayın. Ve bu görüntüyü zihninizdeki
en parlak ve net görüntü haline getirin.


Ne koyarsanız onu
alırsınız. Bunu unutmayın. Çaba harcıyor olmanız belirgin değişikliklerin olacağının
göstergesidir. Uzunca bir süredir sıkıntı, bunaltı ve kaygıların pençesinde
kaldınız. Eski düşünce kalıplarınızı fark etmek ve bunları değiştirmek doğal
olarak zaman alacaktır. Sabırsızlığa kapılmadan çabalarınızın siz sonuca götürmesine
izin verin.


İhtiyacınız olduğunda size
yardımı olacak başka kişilerin de olduğunu hatırlayın
. Aileniz, arkadaşlarınız,
akrabalarınız, iş yeri arkadaşlarınız, aile doktorunuz ve diğerleri iyileşme
sürecindeki potansiyel ortaklarınızdır. Paylaşım ve yardım için onları aramayı
ihmal etmeyin. Genellikle bu kişiler de yardım istendiğinde kendilerini bile
şaşırtacak derecede değişirler.


Terapi sırasında öğrendiğiniz
teknikleri kullanma konusunda hevesinizi hep sürdürün. Terapinin kendisi zaman
kısıtlıdır ancak öğreneceğiniz teknikler hayat boyu size yarayacaktır. Hiç kimse
duygusal problemlerden, sıkıntılardan uzak kalamaz. Mutlaka olacak. Ancak problemin
huzurunuzu bozmasına gerek olmadığını öğreneceksiniz.


Ve son olarak yaşamın zorluklarını
aşmada yeni yöntemler öğrenirken, keşfetmenin heyecanını yaşayın. Yardım arama
kararını vermiş olmanız bile içinizdeki umut ışığının varlığına işarettir. Sıkıntılar
kayboldukça bu umut kıvılcımı yaşama hevesinizi ateşleyecektir. Buna inanın
ve bu konuda çalışmaya hazırlanın.


TÜM KİTAPLARDA %45'E VARAN İNDİRİMLER

İyi Hissetmek
%37
indirim
30 TL
18.9 TL
Hayatı Yeniden Keşfedin
%38
indirim
32 TL
19.9 TL
Jane Doe

Psikiyatr H.Alp Karaosmanoğlu

1969 yılında İzmir'de doğdu. 1993 yında Ege Üniversitesi Tıp Fakülesi'nden mezun olduktan sonra Psikiyatri ihtisasını Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tamamladı. Analitik Yönelimli Grup Terapileri, Bilişsel ve Davranışçı Psikoterapi, Cinsel İşlev Bozuklukları Tedavileri eğitimlerini tamamladı.

2000 yılında PsikoNET Psikoterapi ve Eğitim Merkezini kurdu. Halen bu merkezin yöneticiliğini yapmaktadır. Bilişsel ve Davranışçı Terapi eğitimini ve süpervizyonunu bitirdikten sonra 2002 yılında Şema Terapi ile ilgilenmeye başladı ve 2005 yılının başlarından itibaren bu tedavi türünün ülkemizde tanınması ve uygulanması amacıyla eğitmlere başladı. ISST (International Society of Schema Therapy) tarafından "Advanced" seviyede Şema Terapisti ve eğitimcisi olarak tanınan Dr. Karaosmanoğlu halen bu eğitimleri sürdürmektedir.

2003 yılında PsikoNET Yayınlarını kuran Dr. Karaosmanoğlu, Bilişsel ve Davranışçı Terapi ve Şema Terapi konularında çeşitli kitapların çevirilerinde yer aldı ve editörlüklerini yaptı.

Yorumunuz