Korku ile anksiyete ( bunaltı) arasındaki fark nedir?

Anksiyete “tetikte olunması” için gelen bir uyarıdır. Kişiyi yaklaşan tehditler için uyarmakta ve kişinin tehdit öğesi ile başetmek üzere önlem almasını sağlamaktadır. Korku da benzeri bir uyarıdır; ancak korku, dışarıda bulunan, bilinen, açık seçik olarak tanımlanabilir ve kökeni iç ruhsal çatışmalara dayalı olmayan bir tehdide karşı gösterilen bir tepkidir. Oysa anksiyete, bilinmeyen, içten gelen, belirsiz ya da kökeni iç çatışmaya dayalı olan bir tehdide karşı gösterilen bir tepkidir. Aralarında bir ayrım yapmak çoğu zaman zor olur, çünkü korku da bilinçdışı, içten gelen bastırılmış bir uyaranın dış dünyadaki başka bir nesneye yönlendirilesi sonucu ortaya çıkabilir. Sözgelimi, bir çocuk köpeklerden korktuğunu söylemektedir, ancak gerçekten babasından korkmaktadır ve bilinçdışı olarak babasıyla köpekler arasında ilişki kurmaktadır.

Korku ile anksiyetenin ayırt edebilir bir yönü de vardır. Sözgelimi, karşıdan karşıya geçerken hızlı gelmekte olan bir arabayı görünce korkma sırasında yaşanan duygu ile ilk kez girilen yabancı bir ortamda bulunmaktan ötürü duyulan, tanımlanması zor rahatsızlık duygusu birbirinden çok farklıdır. Bu iki duygusal tepki arasındaki farklardan biri de korkunun akutluğu ve anksiyetenin kronikliğidir.
Anksiyetenin görünümleri kişiden kişiye büyük ölçüde değişir. Bazı hastalarda çarpıntı ve terleme gibi kalp ve damar sistemi ile ilgili belirtiler olur; bazılarında bulantı, kusma, boşluk duygusu, mide kelebekler uçuştuğu, içinde birşeylerin pır pır ettiği duygusu, gaz ağrıları, hatta diyare gibi mide ve bağırsak sistemi ile ilgili belirtiler olur; kimisinde ise sık idrara çıkma belirtisi olur; kimisinde de yüzeysel solunum ve göğüste sıkışma duygusu olur. Bazı hastalarda kas gerginliği önde gelir ve bu kişiler kas katılığından ya da spazmından, baş ağrısından ve boyun tutukluğundan yakınırlar.


TÜM KİTAPLARDA %45'E VARAN İNDİRİMLER

İyi Hissetmek
%37
indirim
30 TL
18.9 TL
Hayatı Yeniden Keşfedin
%38
indirim
32 TL
19.9 TL
Jane Doe

Psikiyatr H.Alp Karaosmanoğlu

1969 yılında İzmir'de doğdu. 1993 yında Ege Üniversitesi Tıp Fakülesi'nden mezun olduktan sonra Psikiyatri ihtisasını Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tamamladı. Analitik Yönelimli Grup Terapileri, Bilişsel ve Davranışçı Psikoterapi, Cinsel İşlev Bozuklukları Tedavileri eğitimlerini tamamladı.

2000 yılında PsikoNET Psikoterapi ve Eğitim Merkezini kurdu. Halen bu merkezin yöneticiliğini yapmaktadır. Bilişsel ve Davranışçı Terapi eğitimini ve süpervizyonunu bitirdikten sonra 2002 yılında Şema Terapi ile ilgilenmeye başladı ve 2005 yılının başlarından itibaren bu tedavi türünün ülkemizde tanınması ve uygulanması amacıyla eğitmlere başladı. ISST (International Society of Schema Therapy) tarafından "Advanced" seviyede Şema Terapisti ve eğitimcisi olarak tanınan Dr. Karaosmanoğlu halen bu eğitimleri sürdürmektedir.

2003 yılında PsikoNET Yayınlarını kuran Dr. Karaosmanoğlu, Bilişsel ve Davranışçı Terapi ve Şema Terapi konularında çeşitli kitapların çevirilerinde yer aldı ve editörlüklerini yaptı.

  1. vLpbQee1e3LM 10/12/2015 9:25:47 AM

    Duzdur ki islamda telaq var amma islam pisgiloxoyasi bosanmaq isdeyen sexslere son ana qeder gozel meslehetler verir ki onlar ayrilmasinlar cunki bu qanunun islamda olmasina baxmaya Allahtalanin telaqdan xoslanmadigi da islamda var axi biz niye onu nezere olmiriq ki islam bize evlenmey ucun qarsi terefi tanimaq ucun azadliq vermis ve iki terefin biri biri ile gorusub sohbet etmesine cercive daxolinde icazeni ele ona gore vermisdir ki sonra bele bosanma meseleri ortaya cixmasin İnseallah muselman baci ve qardaslarimiz evlemmezden evvel qarsi terefi gozel taniyandan sonra evlenerler ta islam aleminde bosanmalar olmain

Yorumunuz